Sivil toplum nedir?

Sivil toplum kimilerine göre toplumu bu söylemle beraber parçalanmış bir yapı haline getirmeye çalışmaktır. Kimilerine göre de parçalı örgütlenmedir. Şekil olarak bu sonucun oluşma ihtimali bulunmaktadır. Sonuçta bahsettiğimiz konu bir kültürdür. Bu kültürün doğru şekilde anlaşılması ve yapılandırılması gerekmektedir. Topluma karşı en büyük sorumluluk bu yapılandırma konusunda olmalıdır. Doğru yapılandırılmayan sivil toplumun parçalanmış bir görüntü sergilenmesi kaçınılmazdırsivil toplum

Tarih

Kavram ilk kez Platon ve Aristo'da ortaya çıktı. Devlet kavramıyla birlikte düşünüldü. Polis (şehir devleti) ortaya çıktı. Ortaçağda çağın özelliklerine paralel olarak her kavram gibi değişti. Jean Bodin devletle aile birliklerinin ayrı dünyaları olduğunu söyledi. Toplumsal sözleşmeciler, sözleşme anlayışını geliştirdi. doğa durumu düşünürleri devleti üçüncü şahıs gibi algıladı, sivil toplum-politik toplum ikiliği doğdu. Hegel, Marx, Gramsci'de sivil toplum devlete göre tanımlandı.

20. yüzyılın sonlarındaki gelişmeler, Doğu Bloku'nun çökmesi, liberalizmin yükselişi, küreselleşme, muhalefet hareketlerinin tıkanması, sosyal demokrasinin gerilemesiyle sivil toplum kavramı üzerinde kuvvetli yargılar oluştu. Kavrama esas olan öğeler örgütlülük, kendi kendini üretme, devletten her alanda kopma, şiddete karşı olma, siyasal topluma ya müdahil olma yahut hiç karışmama gibi vurgular kazandı.

Sonuç

Kamusal alan tanımı netlik kazanmamakla birlikte, ister aile ister birey olsun, insanların gönüllü bir biçimde katıldığı, amaç açısından karmaşıklık içeren bir örgütlenmedir sivil toplum. Piyasa ve özel mülkiyetin, politik duruşların, hangi kuruluşların veya cemaatlerin sivil toplum olup olmadığı tartışılmaktadır.